Bodrum Rehberiniz

Yol >> Tarih

Bodrum Yarımadasının ve Çevresinin Tarihi

Bodrum'un Tarihi

İnsanların birlerce yıl boyunca yerleşik olarak yaşadıkları Bodrum, inanılmayacak kadar zengin bir geçmişe sahiptir. Birçok büyük uygarlığın ve tarihi olayların içinde veya yakınlarında oluşmuş olması, Halikarnas'ı (Bodrum'un eski adı) tarihçiler için önemli bir yer konumuna getirmiştir. Bodrum hakkındaki tüm bilgilerin tek bir kaynaktan elde edilmesi olanaksız gibidir; bu nedenle aşağıdaki bilgiler birçok kaynaktan derlenmiştir.

Bu bölgede yapısal izler bırakan ilk yerleşim yeri; Bodrum Kalesinin bulunduğu şimdiki küçük kayalık adaydı. O zamanlar kale tamamen suyla çevriliydi. St. John şövalyeleri kendi kalelerini inşa etmeye geldiklerinde, M.Ö. 1100'lerde Dorlar tarafından yapılmış daha eski bir kalenin kalıntılarıyla karşılaşmışlardı.

M.Ö. 5'ci yüzyılda yaşamış olan ve "Tarihin Babası" olarak tanınan Herodot, Halikarnas'ta doğmuştur. Herodot, Dorlar'ın, Peleponez'in doğu kıyılarında Trözen'den geldiğini yazmıştır. Dorlar, yeni adalarına Zefiriya, yerleştikleri bölgeye de Zefiriyum adını verdiler.

Devamını oku...
 
Afrodisyas ve Pamukkale

Afrodisyas, çok dikkatli bir kazı yapılarak, kent yaşamının sürdüğü zamanlardaki görünümü ortaya çıkarılan yerlerden biri olmuştur. Bu başarı, 1961 yılında yeniden yapılandırma çalışmalarını titizlikle başlatan ve halen de çabalarının devamı için destek fonları aramayı sürdüren Türk arkeologu Kenan Erim'e aittir. Kendisinin iş aşkı, Aşk Tanrıçası Afrodit'e adanan bir şehir için uygun düşse gerek. Çevrede bulunan çanak çömlek, Bronz çağda burada yaşayanlar olduğunun kanıtı olurken, şehrin Afrodisyas adını alışının M.Ö. 6.yüzyılda olduğu görülür.

Afrodit Tapınağı, Tanrıça Afrodit'e ithaf edilen orjilere katılmaya gelen inançlıların (hacıların) ziyaretleri için bir ibaret yeri oldu.Bu ziyaretçilerin kentte harçadıkları paralar ve özgür bir kent olarak vergiye tabii olmayan statüsü Afrodisyas'ı zengin bir kent yapmış, bu durum Hıristiyanlığın putperestliğe son vermesine kadar sürmüştür. M.S. 5.yüzyılda Hıristiyanlar bu kentin adını Stavropolis'e çevirdiler ve Afrodit Tapınağı'nı bazilikaya (bağımsız eski tarz kilise) çevirmişlerdi.

Devamını oku...
 
Bodrum Kalesi

Bodrum'a gelindiğinde, ilk önce görülmesi gereken yer herhalde Bodrum Kalesi'dir. Kasabaya karadan veya denizden gelirken, Kale'nin dikbaşlı görünümüne vurulmamak elde değildir. Orta çağlardan beri ayakta kalan ve dünyada en iyi şekilde korunmuş eserlerden biri olan kale, Bodrum ve havalisinde, savunulmaya değer bir inanç gibi, dimdik ayakta durmaktadır.

Kale'nin geçmişi, rütbelerini Avrupa'dan almış bir grup vatansız Sen John'un, şövalyelerine kadar dayanır. "İsrail'in Sen John'unun Keşiş Şövalyeleri Nizamı", onbirinci yüzyılda, hacı gezginler için İsrail'de bir kilise ve bir hastane yapmakla işe başladı. Hasta kim olursa olsun, ondan bakım esirgenmeyeceği konusunda hastanenin kesin kuralı vardı. Aslında, Katolik olmayanlar için de ayrı bir koğuş bulunmaktaydı.

Şövalyeler başlangıçta tam anlamıyla dinsel güç ve işlevlerden yola çıktılarsa da, Haçlılar ve diğer politik gerçekler olayın gidişini politik boyutlara ittiler. Hıristiyanların dinsel inanç ve amaçları fanatik bir mahiyet kazandı. Şövalyeler kendilerini İsa'nın askerleri olarak gördüler ve Kudüs'teki kutsal yerleri savunmak zorunda olduklarına inandılar. Nizam, Haçlı Seferleri sırasında sayısız savaş kazanmanın keyfini yaşadı. Şövalyeler zengin ganimetler elde ettiler ve Papa'ın iltifatlarını kazandılar.

Devamını oku...
 
Kaunos

Kaunos adlı bu tarihi Karya şehri Bodrum'un doğusunda, bir balıkçı köyü olan Dalyan'ın yakınında kurulmuştur. Tekneler ziyaretçileri buradan karmakarışık geçitlere ve dev kamışların yetiştiği, geniş kumluk sahile çamurlu suların döküldüğü Dalyan nehrine taşır.

Dalyan'ın yakınlarında, ince işçilikle uzak tepeler üzerine oyulan bir seri kaya mezar görülür. Bunlardan tam olarak bitmemiş olan bir mezar bize, önyüzün önce nerelerinin oyulduğunu gösterir. İçerilerdeki kırık çömlek parçaları, bu mezarların M.Ö. 4.yüzyıla ait olduğunu ve Romalılar tarafından tekrar kullanıldıklarını gösterir.

Devamını oku...
 
Efes

Efes Bodrum'un 220 km. Kuzeyinde, Selçuk kasabası yakınlarında bulunur. Türkiye'nin güneybatısında -haklı olarak- en çok tanınan tarihi yerdir. Kazısı dikkatle yapılmış birçok dönüm harabe, eski çağların ihtişamının benzersiz şekilde yeniden yaratımıdır. Bu bir zamanların refah içindeki metropolünde 250,000 kişi kadar yaşarmış. Bu harabeleri gezmek en az bir gün alır.

Deniz kenarındaki mükemmel yerleşim noktasıyla ve birçok hükümdarın finansal katkılarıyla, Efes, birçok medeniyetler süresince, Asya yakasındaki en önemli kent olmuştur. Yunanlılar Efes'i M.Ö. 11. Yüzyılda kurdular. Şehir en kısa sürede ticaret, kültür ve güç merkezi haline geldi, öyle ki, yeterince gelişimci fikirlerin yuvası olması nedeniyle, bazı tarihçilere göre, Batı Medeniyetinin beşiği oldu. M.Ö. 6. Yüzyılda, gücün merkezi Atina'ya kaydı, ancak Efes yine de büyümeyi sürdürdü. M.Ö. 4. Yüzyılda Büyük İskender de dahil olmak üzere, çeşitli imparatorlukların hükümdarları, şehri fethederek, zenginliğine zenginlik kattılar.

Devamını oku...
 
Öromos

Milas ile Bafa gölü arasındaki ana yolun kenarında ihtişamla duran tapınak, Anadolu'daki en iyi korunmuş olanlardan biridir. Bu, Euromos Tapınağı'dır. Tapınak M.S.2. yüzyılda inşa edilmişti. 17 adet sütundan 16'sı üst kirişleriyle birlikte hala dimdik ayaktadır.

Güney ve güneybatı kenarlarında bulunan ve yivleri hiç açılmamış üç sütun, bu tapınağın hiç bir zaman bitirilmemiş olduğuna kanıt olarak gösterilir, ancak 1969'da yapılan bir arkeolojik araştırma sırasında Helenistik devirlerden kalma bir kitabeyle, bulunan bu tapınağın, aslında daha önceki bir tapınak üzerine yapıldığı kanıtlanır.

Devamını oku...
 
Herakliya

Söke'den Milas'a giden ana yola girildiğinde, Bafa gölüne kadar devam edilerek, sola dönülür, bir kaç kilometre daha gidilerek, Herakliya mabetlerinin görülebileceği modern bir köye varılır. Bu yörede M.Ö. 6.yüzyıldan beri insanların oturduğunu gösterir çanak çömlek bulunmuştur. Esas olarak kısaca Latmus denilen kent, Karya Kralı Mozolus tarafından M.Ö. 4.yüzyılda fethedilmişti.

Mozolus burada 3 metre kalınlığında hacimli şehir duvarları ve yanısıra savunma kuleleri inşa etmiş, bu kuleler sahilden göle kadar Latmus dağı bayırlarına kadar uzanmıştı. Bu arada bu kendin adını Herakliya olarak Yunan usulü değiştirmişti. Bir yandan buranın değerini ziraat ve deniz kökenli ticaret merkezi olarak arttırırken, diğer yandan da bir savunma kasabası haline getirerek, imparatorluğunun kuzey sınırlarını koruyordu. Daha sonra, İskender'in hakimiyeti sırasında, kentin önemi giderek azaldı ve bu düşüş, Latmus Körfesi'nin alüvyonlarla dolmasına kadar sürdü ve bu dolgu sırasında Bafa Gölü oluştu. Böylece Herakliya'nın iyi günleri sona erdi.

Devamını oku...
 
İyasos

İassus'a arabayla, İzmir'e giden anayoldan sapılır ve Karakuyu köyünün içinden geçilerek varılır. Diğer bir yol da, öğlen, sakin Güllük limanında yenilen balıklardan sonra, ucuz bir tekne kiralanarak, yarım saatlik bir yolculukla Güllük Körfezi karşısındaki Iassus harabelerine ulaşmaktır. Tarihçiler, Argos'lu Peleponezliler'I, M.Ö.9. yüzyılda Iassus'u buldukları için, şanslı görürler.

Buraya daha sonra İonyalılar yerleşmişler, sonra da şehir Delya Konfederasyonu üyesi olmuştur. Ispartalılar Iassus'luları kovdular, sonra da şehri Perslere (eski İran) verdiler. Kral Mozolus hükümdarlığı sırasında burayı denetimi altına aldı ve şehir tuzlu balık endüstrisiyle zenginleşti.

Devamını oku...
 
Milasa ve Labranda

Bugünkü Milas, eski Milasa'nın üzerine kurulmuş bulunmaktadır. Şehir, antik kentin büyük bir bölümünün üzerine inşa edilmiştir. Milasa'ya ait ortaya çıkarılabilen bazı kalıntılar ise görülmeğe değer.Milaza, komşusu bulunan Labranda adındaki dinsel bir merkezle birleşmiş bir Karya kentiydi. Mozolus burada doğmuş ve kral olduğunda burayı başkent yapmıştı.

Daha sonra başkentini, harika mozolesini yaptırdığı Halikarnas'a taşıdı. Romalılar M.S. 1.yüzyılda Milasa'da mozolenin daha ufak ölçülerdeki bir kopyasını inşa ettiler. Kentin batı sınırına inşa edilen ve çok iyi bir durumda korunmuş olan Romalılar'a ait bu Mezar, herhalde tarihçilere, aslının neye benzediği hakkında iyi bir fikir vermişti. Antik olarak geriye kalanlar arasında, dört köşe taşlardan örülü duvarları ve zarif bir tek kolonuyla Zeus Tapınağı ve bir zamanların upuzun duvarlarından arta kalan Roma kapısı da vardır.

Devamını oku...
 
Pirene Milet ve Didim

Priene'nin M.Ö. 300 yıllarında yaklaşık 3,000 sakini olduğu tahmin edilmektedir. Buna rağmen, bu kend İyonya için, kongre ve festival sitesi olarak önemliydi. Menderes nehri, aşağıdaki ovada kıvrılıyor, limanı kapatabilecek kadar alüvyon yığıyordu. Romalılar bu kendi fethettiklerinde, sonucunu düşünerek, buraya bina yapmaktan kaçındılar; bu nedenle buradaki kalıntılar çoğunlukla Helenistik tarzdadır.

Bodrum'dan kuzeye doğru otomobil ile en fazla iki saatlik bir mesafede olan bu üç İyon şehri, bir gün içinde gezilebilecek kadar birbirine yakındırlar. Priene, Menderes Nehri'nin üzerindeki bir yamaca kuruludur ve olağanüstü bir manzaraya sahiptir. Milet'teki tiyatro, insanı bugün bile etkileyen bir görünüm taşımaktadır. Didim'deki Apollo Tapınağı ise nefes kesicidir.

Devamını oku...
 


Kiralık Arabalar
Kiralık Guletler
Telif Hakkı © 2000-2017 George Simpson Fotoğrafçılık. Bütün Hakları Saklıdır.